Essay
ODTÜ Gençlik Oyunları'nın Doğuşu
2023-2024 akademik yılının başında ODTÜ Atletizm Takımı’nın başkanlık görevini devraldım. Ancak ortada büyük bir kriz vardı; bir önceki sene Ünilig müsabakalarına beraber gittiğimiz takımdan geriye kimse kalmamıştı. Yılın başlarında takımın tek bir aktif üyesi bile yoktu. Durumu toparlamak adına bir şekilde iki arkadaşımı daha ikna ettim ve üç kişilik bir Yönetim Kurulu oluşturarak takımı sıfırdan geliştirmek, büyütmek ve yeniden yapılandırmak için kolları sıvadık.
Bir Etkinlik Tasarlama Mecburiyeti
Tanışma koşuları ve rutin antrenmanlarla az çok üye toplamaya başlasak da ODTÜ gibi bir okulda bir spor takımının kendisini gerçek anlamda tanıtması ve ekibini büyütebilmesi için en büyük eksiğimiz bir etkinlikti. Atletizm Takımı olarak yapabileceğimiz en doğal etkinlik, Devrim Stadyumu’nda kısa ve orta mesafe koşu yarışları düzenlemekti. Gelgelelim, böyle bir organizasyonu yapabilmek için önümüzde ciddi teknik engeller vardı: Devrim’deki koşu pistinde start-finiş çizgileri yoktu, kısa mesafe yarışları için çıkış takozlarımız mevcut değildi ve en önemlisi, milisaniyelik ölçüm yapabilecek photo-finish gibi profesyonel ekipmanlara sahip değildik.
Teknik Engelleri Aşmak
Yılmadık; ilk iş olarak 2024 yılının Ekim ayında koşu pistine yarışlar için gerekli olan kulvar ve finiş çizgilerini kendimiz çektik. Ardından ODTÜ Metal Atölyesi’ne giderek basit çıkış takozları ürettirdik. Ölçüm sorununu çözmek için ise cep telefonu ve bilgisayar üzerinden çalışan basit ama iş gören bir photo-finish yazılımı geliştirdim.
ODTÜ Gençlik Oyunları Fikrinin Doğuşu
Önceki senelerde Boğaziçi Üniversitesi’nin Field Day yarışlarına katılmıştım. Bu etkinlikten farklı bir konseptte olan Boğaziçi Sports Fest’i de duymuştum ve oldukça ilgimi çekiyordu. Sıkı bir olimpiyat takipçisi ve atletizme gönülden bağlı bir sporsever olarak dünyadaki "Spor Festivali" konseptlerini daha derinlemesine araştırmaya başladım. Farklı isimlerle de olsa, dünyadaki önde gelen köklü üniversitelerin bu tarz geleneksel etkinlikleri olduğunu fark ettim. Kampüste günlerce sürecek, aynı anda birden fazla branşta müsabakaların düzenleneceği, tüm kampüsün dev bir spor şölenine dönüşeceği ve sembolik bir olimpiyat meşalesiyle yakılacak ateşin startını vereceği "küçük bir olimpiyat" modelinin ODTÜ’de neden hiç olmadığını sorguladım. Yaşadığım idari ve teknik zorluklardan sonra bu sorunun cevabı kafamda netleşti elbette; böyle devasa bir işi sıfırdan var etmek hiç kolay değildi.
Yine de Atletizm Takımı artık müsabaka düzenlemeye elverişli hale gelmişti ve ben 2024 yılının Mayıs ayında bu vizyonu çok branşlı bir festival olarak hayata geçirmeyi kafaya koymuştum. Özellikle ODTÜ’deki spor toplulukları ve takımların kendi organizasyonlarını zaten çok profesyonelce düzenleyebildiğini, ancak hepsinin bunu birbirinden bağımsız yaptığını gördüğümde, böyle bir birleştirici festivalin ODTÜ için biçilmiş kaftan olduğunu anladım. Birçok takım, müsabakalar için hakem heyetini kendi içinden çıkarabiliyor ve federasyonlara ihtiyaç duymuyordu. Bu durum, organizasyonun nispeten daha az dış kuruma ve bürokratik desteğe ihtiyaç duyarak kendi kendimize gerçekleştirebileceğimiz bir iş olacağını gösteriyordu.
İsim arayışımızın başlarında masada “ODTÜ Olimpiyat Oyunları” ve “ODTÜ Spor Şenliği” alternatifleri vardı. “Olimpiyat” ismini telif hakları ve taklit algısı yaratabileceği endişesiyle eledik. “Şenlik/Festival” kelimelerinden ise, okulda halihazırda var olan geleneksel ODTÜ Uluslararası Bahar Şenliği’ne bir alternatif veya rakip olmadığımızı, konseptimizin tamamen spora dayalı ve bambaşka olduğunu vurgulamak için vazgeçtik. Mayıs ayında yapmayı planladığımız ve Gençlik ve Spor Haftası’na denk gelen bu etkinliğin, aynı zamanda Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlamak için harika bir zemin yaratacağını düşünerek nihayet “ODTÜ Gençlik Oyunları” isminde karar kıldık.
İlk Yıl: 1. ODTÜ Gençlik Oyunları
İlk organizasyonu 2024’ün Şubat ayında planlamaya başladık ve kampüsteki ulaşabildiğimiz tüm takımlarla spor topluluklarını davet ettik. Fakat hem Atletizm Takımı olarak henüz tanınırlığımız az olduğundan hem de bu yepyeni konseptin gelecekte evrilebileceği vizyonu insanlara anlatmak zor olduğundan, ilk sene beklediğimiz büyük rağbeti göremedik. O yılki katılımcı ekibimiz; Karate Takımı, Oryantiring Takımı, Eskrim Takımı ve Jonglörler Topluluğu ile sınırlı kaldı.
Kafamdaki ideal konsept; ilk günü görkemli bir açılış seremonisiyle başlayan, gecenin sonunda yakılacak olimpiyat ateşiyle oyunların resmen ilan edildiği ve kalan 3 gün boyunca kampüsün farklı tesislerinde eş zamanlı spor müsabakalarının süreceği bir plandı. Ancak bahsettiğim nedenlerden dolayı organizasyon ekibimiz çok dardı ve bunu ilk yıldan başarmak imkansızdı. Etkinliği 11-12 Mayıs tarihlerinde iki güne sığdırdık. Yarışma olarak sadece atletizm ve oryantiring branşları yer alırken, diğer takımlarımız gösteri ve workshop tarzı etkinliklerle destek verdi. Etkinlik günlerinde epey yağmur yağdı, izleyici sayısı da hayli azdı.
Sonuç olarak; teknik açıdan başarılı geçen ancak kampüste pek de ses getirmeyen iki günlük 1. ODTÜ Gençlik Oyunları’nın ardından, bu işin gelecekte varabileceği noktayı öngören ve vizyonumuzu tam anlamıyla anlayabilen tek bir kişi gördüm. Etkinlik bittiğinde, “Murat, bu etkinliği seneye de yap, sonra patlar gider” diyerek bana o motivasyonu aşılayan kişi, Spor Müdürümüz Şahin Hocamdan başkası değildi.
2025 İçin Büyüyen Organizasyon
2025 yılı oyunları için kolları çok erken, 2024’ün Kasım ayında sıvadık. Spor Müdürlüğü kanalıyla resmi bir duyuru geçerek, etkinliğin konseptini ve vizyonunu detaylıca anlatacağımız büyük bir toplantı düzenledik ve tüm takımları davet ettik. Gelen başvurularla birlikte organizasyon ekibimizi yavaş yavaş genişletmeye başladık. Hazırlıklar ilerledikçe, diğer spor takımlarından arkadaşları sadece kendi branşlarının düzenleyicisi olarak değil, genel Organizasyon Komitesi'nin çekirdek üyeleri olarak da ekibe dahil ettik.
2025 yılına geldiğimizde konsept kafamızda iyice netleşmişti. Hayalimizdeki ideale çok daha yakın bir iş ortaya çıkıyordu ancak bu vizyonu çevreye anlatmak hala bir mücadele gerektiriyordu. Örneğin açılış seremonisinde, olimpiyat ateşinin neden gecenin en sonunda yakılacağını söylediğimde; ateşin neden en başta yakılıp gecenin öyle devam etmediğini veya geçit töreninin neden ilk başta yapılmadığını sorgulayan çok kişi oldu. Onlara bir asırdan uzun süredir yapılan Modern Olimpiyatlar’ın protokolünün hep bu şekilde olduğunu, gecenin sonunda yakılan o meşaleyle sonraki günlerde başlayacak oyunların ilan edildiğini anlattık ve projenin arkasındaki Olimpik ideali sabırla savunduk.
Açılış Seremonisi ve 19.19 Gençlik Koşusu
2025 açılış seremonisi; alternatif/amatör grup konserleri, dans gösterileri, sporcuların geçit töreni ve nihayetinde büyüleyici bir ateş töreninden oluşuyordu. Aslında o sene organizasyona yakışır büyük bir sanatçı konseri getirmek istesek de Üniversite Yönetimi'nden bir türlü gerekli müsaadeyi alamamıştık; hatta amatör grupların sahne almasına bile etkinliğe çok az bir süre kala zar zor ikna edebildik. Açılışın ardından kalan üç günde ise kampüsün dört bir yanındaki tesislerde müsabakalar coşkuyla sürdü.
Etkinliği 16-19 Mayıs 2025 tarihleri arasında planlamıştık. Ancak Mayıs ayının başlarına gelmemize rağmen hala oyunların son günü olan 19 Mayıs’ın ruhuna yakışır, görkemli bir kapanış planımız eksikti. ODTÜ’de zaten yıllardır geleneksel olarak düzenlenen bir Cumhuriyet Koşusu vardı; o an kendi kendime, “Neden 19 Mayıs için de bir Gençlik Koşusu olmasın?” diye sordum. Hızlıca kampüs içinde 4 kilometrelik bir rota çizdik ve yarışın tüm planlamasını tamamladık. Bu bir kapanış etkinliği olacağı için sabah veya öğlen koşulması konsept olarak uygun düşmezdi. Tam o esnada, akşam saatlerinde başlayacak bir yarış için sembolik ve mükemmel bir zaman dilimi bize göz kırptı: 19.19.
Bu kez turnayı gözünden vurmuştuk; etkinlik kampüste muazzam bir ses getirdi ve hayalini kurduğumuz o olimpiyat konseptiyle tamamen örtüştü. 4 günlük yoğun maratonun ardından geriye fiziksel ve zihinsel olarak büyük bir yorgunluk, her organizasyonda olduğu gibi sağdan soldan gelen yapıcı eleştiriler, büyük takdirler ve unutulmaz anılar kaldı. Bu eşsiz sürecin ve emeğin bir nişanesi olarak, 2025 ODTÜ Spor Toplulukları Ödül Töreni’nde, 2. ODTÜ Gençlik Oyunları ekibi olarak “Yılın En Değerli Etkinliği” ödülüne layık görüldük. 2025’in Haziran ayında, geride bıraktığım 2.5 yıllık aktif ve yoğun Atletizm Takımı hikayemi gururla noktalayarak takımı da oyunları da bayrağı daha ileriye taşıyacak arkadaşlarıma devrettim.
Peki, Neden Atletizm Takımı?
Okulda onca köklü, bütçeli ve büyük organizasyon tecrübesi olan elit takım ve topluluk varken, Gençlik Oyunları gibi devasa bir vizyonun Atletizm Takımı’ndan çıkmış olması asla bir tesadüf değil. Bunun, sadece bizim o dönem o takımda bulunmuş olmamızla da bir ilgisi yok. Biz olmasaydık bu konsepti kampüste birileri elbet bir gün uygulayacaktı; fakat ODTÜ’de aktif bir Atletizm Takımı olduğu sürece bu işin yine bu ekipten çıkması kaçınılmazdı.
Çünkü atletizm, doğası gereği zaten çok branşlı bir spordur ve bu karakteriyle çok branşlı festivallerin ruhunu en iyi anlayan disiplindir. Olimpiyatların özünü çok branşlı spor etkinlikleri oluşturur ve atletizm, Modern Olimpiyatlar’ın en başından beri var olan ve her zaman olimpik takvimde kalmış nadir branşlardan biridir. Antik Yunan Olimpiyatları’nı da hesaba katarsak, tarihin başlangıcından beri olimpiyat sahnesinde kesintisiz var olmuş tek spor atletizmdir. Günümüzde de olimpiyatların açık ara en baskın, en prestijli ve en çok izlenen vitrini atletizm olmaya devam etmektedir.
Tarihsel kökenleri bir kenara bırakıp teknik açılardan baksak bile atletizm; bütün sporların temelini oluşturan, insanın en yalın becerilerini (koşma, atma, atlama) olabilecek en adil ve saf şekilde ölçen spordur. Bugün dünyadaki birçok spor branşında sonuçlar hakem inisiyatiflerine, sübjektif yorumlara bağlıdır ve bu durum neticeleri doğrudan değiştirebilir. Ancak bir atletizm yarışında, milimetrik olarak incelenen o photo-finish görüntüsünde çizgiyi ilk kimin geçtiğini hiçbir hakem inisiyatifi, hiçbir lobicilik ya da politik konjonktür değiştiremez. Bu yüzden atletizm, endüstriyel spor dünyasında her zaman en temiz, en şeffaf kalan alandır.
İşte tam da bu sebeplerle; Olimpiyat idealine inanarak çok branşlı bir spor festivali yaratma heyecanının, vizyonunun ve özverisinin ilk olarak ODTÜ Atletizm Takımı’ndan filizlenmesi bir tesadüf değil, eşyanın tabiatı gereği kaçınılmaz bir sonuçtur.
M.Y.B.
1. & 2. ODTÜ Gençlik Oyunları Direktörü
ODTÜ Atletizm Takımı Eski Başkanı